Hadi Ayvalık! Eski Rum evleri, taş sokakları ve zeytinyağlıları...
- Tuğba Şahintürk

- 4 gün önce
- 6 dakikada okunur
Ayvalık’tan selamlarrrr.

Yaklaşık 10 yıl önce ilk defa gittiğimden beri aklımın bir köşesinde duruyordu Ayvalık, kısmet bu zamanaymış. Aklımda kalan hislerle buldum kendisini, artırıyorum daha da iyi. Yemek bölümünün kurtarıcısı canım sevgilim Furkayni ile gittik. (Bana kalınca tek öğün bildiğiniz üzere) Biz Bodrum’da yaşadığımız için amaç deniz tatili yapmak değil de tarihi dokusu olan, mimarisi ilgi çekici ve mutfağı kuvvetli yerleri tercih ediyoruz.
Ayvalık; Eski Rum evleri, taş sokakları, tertemiz havasıyla harika bir yer. Leziz yemekleri ve çeşit çeşit farklı mezesi, her bir köşesinde Ege insanının cana yakınlığı, gündüzü ayrı gecesi ayrı güzel bir yer. Son cümle tur şirketinden copy-paste gibi ama inanın bu bir gerçek. Sabah insanıyım ve bir yerin en güzel halinin en erken, az insanlı sabah saatleri olduğunu düşünürüm. Hala öyle düşünüyorum ama burada akşamlar da çok keyifli.
Taş sokaklarında dolaşıp, koca koca ağaç gölgelerinin sardığı kafelerinde, gizli cennet gibi avluları olan mekanlarında zaman geçirip gündüzün tadını çıkarıp, akşam olunca kendinize harika kokteyller ısmarlayabilirsiniz. Veya meşhur bir rutin olarak; Rakı-Balık-Ayvalık. Deniz tatili için de çok tercih ediliyor Ayvalık, niyetimiz deniz tatili olmasa da meşhur Sarımsaklı’nın tadına baktık. Deniz suyu yine hatırladığım gibi oldukça soğuktu. Tertemiz, kumlu ve sığdı. "Ha buraya gidin" demem, bilemem; deniz önermeye gelmedim ben.
Eski Rum evleri arasında dolaşırken kaybolup aynı yerden defalarca geçip asla sıkılmadık. Sakin sokaklarında yeni başlayan güne hazırlanan esnafın, rahat telaşı içinde sokaktaki kedilerle selamlaşarak biz de güne başladık. Bazı yerlerin gerçekten çok özel bir ruhu var. Kendini oraya ait gibi hissetmene sebep olan, hatta orada yaşadığını hayal ettirecek kadar sizi içine alan. Hatta ve hatta size oradan ev baktıran janshbws
Herkesin aradığı başka, beklentisi başka elbette; bana, bize çok iyi geldi Ayvalık. Lokal gibi takılmayı seven, gittiği yerde hemen bir rutin oluşturan insanlarız. Buradaki kompaktlık bize bu imkanı sağladı hızlıca. E hadi neler yaptık, yedik; devam.
Ayvalık’a nasıl gittim?
Direkt Bodrum’dan Ayvalık’a otobüs var, 5,5 saat kadar sürüyor. Gayet rahat, yolculuk fiyatı da makul. Otogardan indikten sonra 5-10 dakikalık bir yolculukla merkezdesiniz. Şehir içinde araca ihtiyaç yok zaten, oldukça küçük bir yer. Şehir içi dolmuşlar vızır vızır, bir yere gidecekseniz de. Hee olsa, koylara gitmek için iyi olabilir.
Ayvalık’ta ne kadar kaldım & nerede kaldım?
Tam 3 gün 3 gece kaldık. Yetti mi yetti, kalınır mıydı, daha fazla kalınırdı. Ne aradığınıza bağlı. Ivy Ayvalık Hotel’de kaldık. Butik, 10 odalı bir yer; tertemiz bir yer. Lokasyon; tarihi merkezin tam içinde, hayatın aktığı yerde. Aynı zamanda altında Coffee & Wine barları var. Biz deneyimlemedik ama ilgi gören bir yerdi.
Ayvalık’ta nereleri gördüm?
Açıkçası sokakların büyüsünden kapalı alanlara çok yükselemedik ama olanları serelim önünüze, bakalım.
Eski Rum Evleri ve Taş Sokaklar
"Vay Tuğbam ne öneri ama" dediğinizi duyar gibiyim; durun, yapmayın. Çünkü gelince göreceksiniz, buradaki en iyi aktivite bu. 2900 civarındaki tarihi Rum evi ile Ayvalık, Türkiye’nin en güzel muhafaza edilmiş eski Rum yerleşim yeri. Mübadele öncesinden kalma iki-üç katlı, cumbalı, neoklasik mimaride tarihi evler ve inanılmaz tatlı dar sokaklar var.
Taksiyarhis Anıt Müzesi
Taksiyarhis’in anlamı "Baş Melek" demekmiş. Ayvalık’ın en eski kilisesiymiş (15. yüzyıldan kalma) fakat yaşadığı deprem ve dönemsel olaylar dolayısıyla eski halinden eser yokmuş. Tekel deposu olarak dahi kullanılmış bir dönem. Ayvalık merkezde bulunuyor; kilisenin dışı oldukça mütevazı, içiyse oldukça ihtişamlı ve zarif. Müze Kart geçiyor.
Saatli Cami
Ayvalık çarşı içinde, 1850’de Rumlar tarafından yapılmış bir kiliseymiş aslında. "Agios Yannis Kilisesi" klasik savaş sonrası camiye çevrilmiş ve içindeki Hristiyanlık dinine ait freskolar da yok edilmiş. Çan kulesi de saat kulesine çevrilince, al sana Saatli Cami. Mimarisi dikkatinizi çekecektir zaten, eminim.
Macaron Mahallesi
Tam olarak yazıldığı gibi "Macaron" diye okunuyormuş, önce bunu söyleyeyim. Mahalle adını, Rumcası macaron, Türkçesi mercan köşk olan bir bitkiden alıyormuş. Rumlardan kalan şahane evlerden oluşan Macaron Mahallesi; kafeler, meyhaneler, butikler, antikacılar ve türlü işletmelerle dolu, gezmesi çok keyifli bir mahalle.
Cunda Adası
Ayvalık merkezden çok kısa bir yolculukla buraya gelebilirsiniz. Cunda ayrıca yazılmaya da layık tabii ki ama biz günübirlik vakit geçirdiğimiz için uzun uzadıya yazamayacağım size. Oldukça küçük bir yer, yarım günde dahi bitiriverirsiniz. Sonra mı? Rakı-balık, deniz keyfi, taze Ege otlarıyla kurulan sofralar, Taş Kahve’si, sakızlı dondurması…
Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı
Cunda’da, eski adı Agios Yannis Kilisesi olan bu yapı yıllar
yılı harap bir şekilde kalmış. 2007 yılında malum zenginimiz Rahmi M. Koç tarafından Cunda’ya kazandırılmış. Biraz tırmanıyorsunuz tepeye doğru fakat enfes bir manzarası var, değer.

Ayvalık’ta neler yedim, içtim?
Neler yedik, neler yedik ayy... Hadi toparlayalım. Fiyatlar Bodrum ve İstanbul ayarında diyebilirim. Bodrum’dan farklı olarak —öhööm— gayet her yediğimiz şey lezzetliydi.
Paleo Coffee
İlk sabah keşfettik ve sonrasında her gün uğradık, oldukça lezzetli kahveleri vardı. Atıştırmalık hamur işleri ve tatlıları da vardı. Ortam olarak kocaman ağaçların altında, mis gibi sokak manzarasına sahip tam bir müdavim kahvecisi.

Dükkan Ayvalık
Burası kahve-kahvaltı mekanı. Sokak manzarasında keyifle güne başlarsınız. Ayvalık'ın genelinde olduğu gibi hip bir mekan. Kendi hazırladıkları focaccia ile lezzetli sandviçler yapıyorlar. Klasik kahvaltılıklar da var. Sahipleri çok güleryüzlü ve sıcakkanlılardı. Ben iletişime sanırım lezzetten daha çok önem veriyorum; yani ortalama bir lezzet ama samimi bir ilgi, çaba varsa tamamdır ki burada lezzet de güzeldi.

Aranan Köfteci
Burayı Furkan için listeye atmıştım, adı üzerinde köfteci ama eşlikçiler ve ev yemekleri de gayet başarılıydı. "Özenli" mekanlardansa salaş, yılların deneyimine ve lezzetine güvenen, ederinin üzerinde hesap çıkarmayan yerleri daha çok seviyorum. Ayvalık’ta yaşasak sık uğrayacağımız bir yer olurdu.

Mor Salkım
Macaron Mahallesi'nde yer alan bu zeytinyağlıcı, hem lezzeti hem atmosferiyle hoşuma gitti. Taze, hafif ve lezzetli yemekler, güzel servis. Yine Ayvalık’ta yaşasak sık uğrayacağımız bir yer olurdu.

Paşa Çorba ve Zeytinyağlı
Çok çok başarılı bir ev yemekçisi, her gün gidersin. Envaiçeşit yemek var. Her şey çok lezzetliydi.

Kona Mutfak
Yine güleryüzlü bir çiftin mekanı burası da. Pizza üzerine küçük bir dükkan, her hallerinden belli çok emek veriyorlar. Mantarlı pizzalarını denedik, gayet başarılıydı. Tatlı ikram ettiler, çok tok olduğumuz için "gitmez" dedik ama süpürdük; öyle lezzetliydi. Geliniyor, çok net.

Pizza Teo
Burası Küçükhan içinde, görece daha lüks bir yer. Pizzası gerçekten güzeldi; yine ilgi, servis iyiydi. Ama o küçük mekan sıcaklığını beklemeyin. İstanbul’da da şubeleri varmış. Fiyatlar bir tık yüksek ama date, özel gün için olur yani.

Pasta Punto
Macaron Caddesi'ne yakın bir ara sokaktaydı. Puanı yüksek bir yer; maalesef sokak tadilatlardan dolayı hiç ilgi çekici değildi. Yine de oturduk ve iyi ki oturmuşuz. Taze ev yapımı makarnalar yedik, çok güzeldi. Şaşadan uzak, lezzet odaklı bir yer diyebiliriz değil mi? Deriz.

Şey Ayvalık
Mis gibi bir lokal bar. Ambiyansı çok güzel; tarihi evlerin arasında, taş sokaklar üzerinde geçip giden insanları izleyerek oturmak güzeldi. Birkaç kere uğradık. İlk gidişimizde ikişer kokteyl denedik. "Wow" olmadık ama gayet güzeldi.

Che Bistro
Burası bana İtalya’da bir ara sokakta oturmuşum hissi verdi. Barın içinden değil, barın yanındaki daracık bir sokağa attıkları masalardan ve o salaş ruhtan dolayı. Gayet keyifli, biralanacak bir yer.

Sadece Bir’A
Yine Küçükhan'da bir dükkan. Dükkan ambalajı çok iyi, hanın içindeki atmosferi de güzel ve bunun farkında olarak fiyatlar yüksek. İthal birçok bira var ve sanırım hepsi 33 cl. Mekanın aurasını tahmin ettiniz değil mi? Benlik değil, teşekkürler.

Aksi Pub
Biz Kadıköylüler bir barı anlatırken "tam Kadıköy barı" deriz. Heh tam öyle. Bizi direkt İstanbul’a ışınladığı için bolca uğrayıp bira içtik. Sokak yine klasik Ayvalık mimarisi, enfes.
Macaron Muhallebicisi
Tatlıyla arası olmayan iki insan olarak yine de denedik. Tatlı övmek bana kalmadı ama zaten meşhurdu; yani yersiniz illa ki.
Güler Tatlıhanesi
Ha burayı övmeyen, görmediğim mecra kalmadı. Peynir tatlısı meşhur. Maalesef bana peynir tadı ağır geldi ve sevemedim. Damak tadıyla alakalı tabii ki. Yanındaki dondurması güzeldi, iyi bir ikili olmuşlar.

Şimdi gitmek isteyip gidemediğimiz / oturmadığımız yerleri bir toparlayacağım:
Kahve Altı Ayvalık – Her daim full üstü full doluydu, sıra beklemek istemedik.
Melin Café – Çok güzel bir bahçe evet ama olayını çözemedim; içerisi fotoğraf, video çekmeye gelenlerle doluydu. Oturmak istemedik.
BOU Sandwich – Çok denemek istedik ama aç olduğumuz anı yakalayamadık.
Savoli Ayvalık – Kokteyl için gidecektik, Şey ve Aksi’den çıkmadığımız için deneyemedik.
Türlü – Zeytinyağlı yemekleriyle sevilen bir yermiş, kapalıydı deneyemedik.
Ayvalık Meyhanesi – Masaları o kadar iç içe ki bakın o kadar yani, oturmadık.
Gidenlere çok keyifli günler diyor ve kıskanıyorum ve yazımı bitiriyorum.
Kısa kısa...
·Çok küçük bir yer, bunun avantajı da var dezavantajı da. "Kafamı dinlemek, turlamak, lokal gibi takılmak istiyorum" diyorsanız çok güzel. Bol gezmeli bir tatilse aklınızdaki, burası değil. Hee, yakınında çok güzel opsiyonlar var tabii ki ama araç lazım.
· Biz sezon başlamadan hemen önce gittiğimiz için sakindi; yaz aylarında kapasitenin çok üzerinde tatilci akını olduğu için delirebilirsiniz. Zamanlamayı iyi ayarlamak lazım.




















































Yorumlar